Dînî Terimler
Kütüphane açılıyor…
Dînî Terimler

Dînî Terimler · Ahlâk

İstikâmet

Allahü teâlânın beğendiği, doğru, hak yolda bulunma.

Kim ki hac eder, kötü söz konuşmaz ve istikâmetten ayrılmazsa, annesinden yeni doğmuş gibi, bütün günâhlarından sıyrılır.

Hadîs-i şerîf · İhyâ-u Ulûmiddîn

Allahü teâlâ kendisine Hûd sûresinde; "Emr olunduğun gibi istikâmet üzere ol!" buyurunca, Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, istikâmetin zorluğuna işâretle; "Beni Hûd sûresi ihtiyarlattı" buyurdu. Yâsîn sûresinde; "Ey Resûlüm! Sen elbette istikâmet üzeresin" buyurulunca, Resûlullah efendimiz rahatlamışlardır.

Söz · Seyyid Tâhâ

Kıyâmet günü Sırat köprüsünden geçebilmek için istikâmet üzere bulunmak gerekir.

Söz · Muhammed Hâdimî

İstikâmet, kerâmetin üstündedir.

Söz · İmâm-ı Rabbânî

Lâ ilâhe illallah kelimesini söylemekle kalb düzelir ve o kimsenin hâllerinde ve işlerinde istikâmet hâsıl olur. Zâhirin (bedenin) ve bâtının (kalb ile rûhun) istikâmeti ele geçince de, sonsuz seâdete kavuşulmuş olur. Zâhirin istikâmette olması demek, dindeki emir ve yasaklara uymaktır. Bâtının, kalb ve rûhun istikâmeti ise, hakîkî îmâna kavuşmaktır. Yüksek hocamız, hakîki îmânı, kalbi Allahü teâlâdan alıkoyan bütün fayda ve zararlardan temizlemektir, diye açıkladılar.

Söz · Ya'kûb-i Çerhî

Kaynak: Dînî Terimler · 1 dk okuma

Bölüm: Dînî Terimler