Kalb
Gönül. Yürek denilen, et parçasına yerleştirilmiş nûrânî ve mânevî kuvvet.
Tanım
- 1. Gönül. Yürek denilen, et parçasına yerleştirilmiş nûrânî ve mânevî kuvvet.
Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:
Biliniz ki kalbler zikr ile (Allahü teâlâyı anmakla) rahat bulur.
Kalbleri bozuk olanlar, hakkı örtmek, fitne, fesâd çıkarmak için Kur'ân-ı kerîmden yanlış mânâ çıkarır, yanlış yola saparlar.
Kalb sâlih (iyi) olunca, beden de sâlih olur.
Müslüman müslümanın cânına, malına ve ırzına saldırmaz. Allahü teâlâ, bedenlerinizin kuvvetine, güzelliğine bakmaz. Amellerinize de bakmaz. Kalblerinize ve niyyetlerinize bakar.
Kalb, Allahü teâlâdan başkasına tutulmuş ise yıkılmış demektir. Bir işe yaramaz. Niyet doğru olmadıkça, hayırlı işlerin, yardımların ve âdete uyarak yapılan ibâdetlerin, yalnız hiç faydası olmaz. Kalbin Allahü teâlâdan başka hiçbir şeye düşkün olmaması da lâzımdır.
Nûrlu, temiz kalb, şerîate uymağı sever. Kararmış kalb, kötü arkadaşa, nefse, şeytana, uymağı sever.
Bir kimsenin kalbinde hased bulunur, kendisi buna üzülür, bunu istemezse, bu günâh olmaz. Kalbde bulunan hâtıra (düşünce) günâh sayılmaz. Hâtıranın kalbe gelmesi insanın elinde değildir. Kalbinde hased bulunmasından üzülmezse veya arzusu ile hased ederse, günâh olur, haram olur.
Mü'minin kalbi, Allahü teâlânın evidir ve güzel huyların yeridir. Kalbinde kötü, çirkin düşüncelere yer vermek, çirkinleri güzellere ortak etmek olur.
Kalbe gelen lekeleri temizlemek için, günahlarından dolayı tövbe, istiğfâr etmeli, pişman olmalı ve Allahü teâlâya sığınmalıdır.
Kalbin itminânı (huzûru), zikr (Allahü teâlâyı anmak) iledir. Fen bilgileri ile bularak, anlayarak değildir.
Kalbin tasfiyesi, temizliği, şerîate (İslâmiyete) uymakla, sünnetlere yapışmakla, bid'atlerden (dîne sonradan sokulan değişikliklerden) kaçmakla ve nefse tatlı gelen şeylerden sakınmakla olur. Zikr ve mürşîdi (hocasını) sevmek bunu kolaylaştırır.
Allah korkusundan ağlamak, kalbin cilâsıdır. Kahkaha ile gülmek kalbin zehridir.
Kalb kırmaktan çok sakınınız. Allahü teâlâyı en ziyâde inciten küfrden sonra, kalb kırmak gibi büyük günâh yoktur. (İmâm-ı Rabbânî) Ol fakir ki yüzün bakar Gözlerinin yaşı akar Mü'min olan kalb mi yıkar Boynuna lânet mi takar Sakın incitme bir cânı Yıkarsın Arş-ı Rahmânı
- 2. Tasavvuf yolunda birinci mertebe.
Tasavvuf yolunda ilerlemeye kalbden başlanır. Kalb madde değildir. Maddesiz, ölçüsüz olan Âlem-i emrdendir. Bu yolda (tasavvuf yolunda) kalbi geçtikten sonra, kalbin üstünde olan (rûh) mertebelerinde ilerlenir.
Kalb Gözü
Kin, hased, kibir gibi mânevî hastalıklardan kurtulup, her an Allahü teâlâyı anan kimsenin kalbinde meydana gelen, işlerin iç yüzünü görme kuvveti, basîret. (Bkz. Basîret)
Düşünerek anlamak, kalb gözü ile görmek yanında, özle kabuk gibidir.
Kalb Hastalığı
Kalbin Allahü teâlâdan başkasına bağlanması.
"Kalblerinde hastalık vardır" meâlindeki âyet-i kerîmede bildirilen kalb hastalığına yakalanmış olanların hiçbir ibâdeti ve tâati fayda vermez. Bilakis zarar verir. "Çok Kur'ân-ı kerîm okuyanlar vardır ki, Kur'ân-ı kerîm bunlara lânet eder" hadîs-i şerîfi meşhurdur. "Çok oruç tutanlar vardır ki, oruçtan kazancı, yalnız açlık ve susuzluktur" hadîs-i şerîfi sahîhtir. Kalb hastalıklarının mütehassısları olan tasavvuf büyükleri de önce bu hastalığın giderilmesi için yapılacak şeyleri emrederler.
Kalb Huzûru
İç rahatlığı, gönül hoşluğu. Kalbin Allahü teâlâdan başkası ile olmaması; Allah'tan başkasına bağlanmaması.
İbâdet, Allahü teâlânın emirlerini yapıp, yasaklarından sakınmaktır. Bu ise, kalbin huzûru ve agâhlığıdır (uyanıklığıdır).
Kalb İlmi
Evliyâdan bir zâtın rehberliğinde kazanılan ilim. (Bkz. İlim)
Kalb İtminânı
Kalb huzûru.
Kalbi itminâna kavuşturan tek yol vardır. Bu tek yol, Allahü teâlâyı zikretmektir (hatırlamak ve anmaktır). Akıl ile incelemekle ve düşünmekle kalb itminâna kavuşmaz.
Kalb Selâmeti
Kalbin kibir, riyâ, kıskançlık, kin ve düşmanlık gibi kötü düşüncelerden kurtulup, iyi ahlâk ile ahlâklanması.
Kalbin selâmeti, onun mâsivâyı (Allahü teâlâyı unutturan her şeyi) terketmesine bağlıdır.
Kalbin selâmeti için şunlara dikkat etmek lâzımdır: 1) Ahlâkı güzel olanlarla berâber olmak, 2) Kur'ân-ı kerîm okumaya devâm etmek, 3) Fazla yemek yememek, 4) Gece namazlarına devâm etmek, 5) Seher vaktinde Allahü teâlâya yalvarmak, istiğfâr etmek, günahlarının bağışlanmasını istemek. Seher vakti sabah namazının vaktinin girmesinden bir saat önceki vakittir.
Kalb Tasdîki
Dinden olduğu sözbirliği ile bildirilmiş olan şeylere, kalbin inanması.
Îmân; kalb ile tasdîk, dil ile ikrârdır, söylemektir.
Kalb Tasfiyesi
Kalbi, İslâmiyet'in beğenmediği şeylerden, günâhlardan, kötü düşüncelerden kurtarmak, temizlemek.
Kalbin tasfiyesi, temizliği, dîne uymakla ve sünnetlere yapışmakla ve bid'atlerden kaçmakla ve nefse tatlı gelen şeylerden sakınmakla olur. Zikir, Allahü teâlâyı anmak ve mürşîdi (hocasını) sevmek, bunu kolaylaştırır.
Kalbi tasfiye etmekten maksad; mânevî âfetleri gidermek, kalbi hastalıklardan kurtarmaktır.
Namaz kılmak, kalbin tasfiyesinin ve huzûrunun bir işâretidir. Namaz, Allahü teâlânın huzûrunda durmak olup, O'nun huzûrunda durulunca, kalbin tasfiye edileceği açıktır.
Kalb Temizliği
Kalbin İslâmiyet'e uymayan şeylerden, dünyâya düşkünlükten, kötü düşünceden kurtulması.
Kalb temiz olursa, ağızdan güzel sözler meydana çıkar. Çünkü kalbin mahsûlü dilin sermâyesidir. (Ahmed Rıfâî) Zikr et zikr, bedende iken cânın, Kalb temizliği zikr iledir Rahmân'ın
Kalb Toparlanması
Kalbin Allahü teâlâdan başka şeylere bağlanmaktan kurtulması.
Kalbi toparlayabilmek için, Allahü teâlâdan başka her şeyi unutmak lâzımdır. Öyle unutmalıdır ki, bir şeyi düşünmek için, kendisini zorlasa düşünemez olmalıdır. (Muhammed Bâki- billah)
Kalb-i Hakîkî
Yürek denilen et parçasında bulunan mânevî kuvvet.
Kalb-i Sanevberî
Yürek.
Kalb-i sanevberî, kalb-i hakîkînin (gönül) yuvası gibidir.
Kalb-i Selîm
Şek (şüphe) ve şirkten (Allahü teâlâya ortak koşmaktan), küfür ve nifâktan arınmış, dâimâ Allahü teâlâya bağlı kalb.
Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:
O gün, mal ve çocuklar fayda vermez. Ancak, Allahü teâlâya kalb-i selîm ile gelenler faydalanır.
Ek
Yürek, insanda büyük ve küçük dolaşıma kan gönderen, adale pompası. İnsan ve hayvan vücudunun bir parçası olan kalb, sol memenin ve iki parmak aşağısında bulunur. Yumurta veya çam kozalağı şeklinde olup, et ve damarlardan yapılmalıdır. Vücut fabrikasının çalışma merkezi kalbdir, yani yürektir. Kalbin tekallüsü (kasılması), yumruk sıkmak gibi basit bir sıkışma olmayıp, kanın hareketi istikametinde giderek kalbin ucunda nihayetlenen bir titreşim dalgası şeklindedir. Böyle bir kasılma dalgası yarım saniye devam edip, saniyenin altıda biri kadar süren bir aralıklas tekrar eder. Bu tekerrürler, kalb faaliyetininnizam ve ahengidir. Kalbimiz günde yüzbin defa çarpıp, yüzbin defa, bir saniyenin altıda biri kadar zaman istirahat eder. Yani, günde beş saate yakın dinlenir. Demek ki, ortalama bir insan ömrü altmış sene kabul edilirse, böyle bir insanın kalbi, oniki sene kadar istirahatde kalır. Kalbimiz, her çarpışında 100 cm kan çekerek, günde damarlara 10.000 litre kan gönderir. Buna göre kalb her darbesinde, bir kilo ağırlığı yarım metreye kaldıracak kadar iş yapmaktadır ki, bir insan, kendi kalbinin kuvvet ile işlemekte olan bir asasörle, bir saatte, yerden bir apartmanın beşinci katına çıkabilecektir. Yani, insan kalbi 1/375 beygir kuvvetinde bir motordur.
Kalb kulakçıkları: Sağ ve sol olmak üzere, kalb kasından yapılmış iki boşluktur. Ara bölme ile birbirlerinden; kapakçıklar vasıtasıyla karıncıklardan ayrılırlar. Akciğerden gelen kan
akciğer toplardamarları
vasıtasıyla sol kulakçığa; vücuttan gelen kirli kan ise
kava toplardamarı
vasıtasıyla sağ kulakçığa dökülür.
Kalb karıncıkları: Bunlar da sağlı- sollu iki adet boşluktur. Birbirlerinden ayıran bölme, doğuştan kapanmazsa, buna
kalbi delik
denir. Sık görülür. Ameliyatı gerekir. Aynı durum, kulakçıklar arası bölmede de meydana gelebilir. sağ karıncıktan akciğer atardamarı, soldakinden aort (ana vücut atardamarı) çıkar. Kanın kalbin kulakçıklarından karıncıklarına geçtiği, kapakçıkların tutunduğu özel kaslar, karıncık içinde bulunur. Sol karıncık daha kuvvetli kaslara sahiptir ve duvarı daha kalındır. Bu kaslar sinus düğümünden çıkan uyarılarla, irade dışı olarak dakikida ortalama 72 defa kasılır ve gevşerler.
Kalb kapakçıkları: Kalbin dört yerinde kapakçık vardır. İkisi kulakçıklar ile karıncıklar arasında yer alır. Bunların kapanması ile birinci kalb sesi meydana gelir. Soldaki biraz daha önce kapanır. Buna
mitral kapakçık
denir. Aynı zamanda ateşli romatizmada en çok tutulan kapakçıktır. Harabiyetten dolayı daralırsa, hastalar kırmızı yanaklı, mor dudaklı olurlar. Ameliyatı gerekir. Bu iki kapak kulakçıkların kasılmaları esnasında açılır; karıcıklar kasılınca kapanırlar. Böylece kan tekrar kulakçıklara kaçmaz. Diğer iki kapakçık ise, aort çıkısında ve
akciğer atardamarı
çıkışında bulunur. Bunlar açılınca
ikinci kalb sesi
duyulur. Aort damarındaki biraz daha önce açılır. Kulakçıkların kasılması esnasında kapanarak kanın tekrar kalbe dolmasına mani olurlar. Parmaklarımızı, diğer kolumuzun baş parmak hizasına koyarsak nabız atmasını duyarız. Nabzın dakikadaki adedi vücudun kan ihtiyacına tabidir. Bu sebeple nabız, kuşlarda, dakikada 200, insanda 75, atda 35, filde 25 dir. Birkaç aylık çocuk kalbi, büyük insanın iki misli çarpar, büyük insanın iki misli çarpar. Nabız adedi, sıcak havada azalır.
Kalbin çalışması: Kalb, bir otomobil gibi olmayıp bir elektron motoru gibidir. Kanda çözünmüş tuzların iyonlarından biri olan potasyum atomu radyoaktifdir. Bir insan da otuz gram potasyum olup, hergün bir milyar elektron neşreder.
Kalbin giriş kapısında bir sinir makinesi vardır. Bu makine tıpkı bayram yerlerinde, çocukların atış tecrübelerinde mermi hedefe isabet edince, hedef olan cisimde hareket meydana geldiği gibi, bir elektron isabeti ile, kalbi harekete getirir. Kalbten çıkan kan, damarlarla, vücudun her tarafına dağılır. Bu damarlar çok sağlamdır. Kalbe bağlı epher damarı (Aort), yirmi atmosfer basınca mukavemet eder. Lokomotifler, 10- 16 atmosferlik buhar tazyiki ile işlediğinden, yanmaktan korunabildiği takdirde bu damarlarla lokomotif boruları yapabilecek kadar sağlamdır. Damarlar, kalbden uzaklaşdıkça dallara ayrılır, yani incelir. En ince damarlara kapiller denir. Kapiller bir kıldan elli defa daha incedir.
Aorttan ve bütün kapillerden aynı zamanda geçen kan bir kaç metre süratle aktığı halde, etrafda sürat azalarak kapillerde hemen hemen sıfır olur. Kan, yarım milimetre uzunluğundaki kapillerden bir saniye de geçer. Bu saniye içinde gaz alış verişi olup, geri döner, Kan, kalb içinden 1 5 saniyede geçmekte, 5-7 saniyede akciğerleri dolaşmakta, dimağı (beyini) 8 saniyede dolaşmaktadır. Yani bir kan hücresi, yirmidört saatte, üçbin defakalbten vücuda gönderilmektedir. İş esnasında veya ateşli hastalıklarda, kalbin çarpma kuvveti azalınca kan sürati iki misline kadar artar.
Kalb hastalıkları: Yürek denilen kalb, çok hassas bir organdır. Küçük bir hastalıktan zarar görür, kalbin kapakçıklarında, adalesinde, dış ve iç zarlarında, kendini besleyen damarlarında (koronerler), iletim sisteminde ve vücudu besleyen damarlarda husule gelen herhangi bir harabiyet kalbi etkiler. çocuklarda en az sık görülen kalb hastalığı doğuştan kalb arazlarıdır.
kalbi delik
denilen çocuklar bu gruptadır. Büyük çocuklarda ve gençlerde, ateşli romatizmaya bağlı kalb kapakçık hastalıkları; yetişkinlerde ise, atardamar sertliğine ve yğksek tansiyona bağlı kalb hastalıkları en sık meydana gelir.
Yürek, insanda büyük ve küçük dolaşıma kan gönderen, adale pompası. İnsan ve hayvan vücudunun bir parçası olan kalb, sol memenin ve iki parmak aşağısında bulunur. Yumurta veya çam kozalağı şeklinde olup, et ve damarlardan yapılmalıdır. Vücut fabrikasının çalışma merkezi kalbdir, yani yürektir. Kalbin tekallüsü (kasılması), yumruk sıkmak gibi basit bir sıkışma olmayıp, kanın hareketi istikametinde giderek kalbin ucunda nihayetlenen bir titreşim dalgası şeklindedir. Böyle bir kasılma dalgası yarım saniye devam edip, saniyenin altıda biri kadar süren bir aralıklas tekrar eder. Bu tekerrürler, kalb faaliyetininnizam ve ahengidir. Kalbimiz günde yüzbin defa çarpıp, yüzbin defa, bir saniyenin altıda biri kadar zaman istirahat eder. Yani, günde beş saate yakın dinlenir. Demek ki, ortalama bir insan ömrü altmış sene kabul edilirse, böyle bir insanın kalbi, oniki sene kadar istirahatde kalır. Kalbimiz, her çarpışında 100 cm kan çekerek, günde damarlara 10.000 litre kan gönderir. Buna göre kalb her darbesinde, bir kilo ağırlığı yarım metreye kaldıracak kadar iş yapmaktadır ki, bir insan, kendi kalbinin kuvvet ile işlemekte olan bir asasörle, bir saatte, yerden bir apartmanın beşinci katına çıkabilecektir. Yani, insan kalbi 1/375 beygir kuvvetinde bir motordur.
Kalb kulakçıkları: Sağ ve sol olmak üzere, kalb kasından yapılmış iki boşluktur. Ara bölme ile birbirlerinden; kapakçıklar vasıtasıyla karıncıklardan ayrılırlar. Akciğerden gelen kan
akciğer toplardamarları
vasıtasıyla sol kulakçığa; vücuttan gelen kirli kan ise
kava toplardamarı
vasıtasıyla sağ kulakçığa dökülür.
Kalb karıncıkları: Bunlar da sağlı- sollu iki adet boşluktur. Birbirlerinden ayıran bölme, doğuştan kapanmazsa, buna
kalbi delik
denir. Sık görülür. Ameliyatı gerekir. Aynı durum, kulakçıklar arası bölmede de meydana gelebilir. sağ karıncıktan akciğer atardamarı, soldakinden aort (ana vücut atardamarı) çıkar. Kanın kalbin kulakçıklarından karıncıklarına geçtiği, kapakçıkların tutunduğu özel kaslar, karıncık içinde bulunur. Sol karıncık daha kuvvetli kaslara sahiptir ve duvarı daha kalındır. Bu kaslar sinus düğümünden çıkan uyarılarla, irade dışı olarak dakikida ortalama 72 defa kasılır ve gevşerler.
Kalb kapakçıkları: Kalbin dört yerinde kapakçık vardır. İkisi kulakçıklar ile karıncıklar arasında yer alır. Bunların kapanması ile birinci kalb sesi meydana gelir. Soldaki biraz daha önce kapanır. Buna
mitral kapakçık
denir. Aynı zamanda ateşli romatizmada en çok tutulan kapakçıktır. Harabiyetten dolayı daralırsa, hastalar kırmızı yanaklı, mor dudaklı olurlar. Ameliyatı gerekir. Bu iki kapak kulakçıkların kasılmaları esnasında açılır; karıcıklar kasılınca kapanırlar. Böylece kan tekrar kulakçıklara kaçmaz. Diğer iki kapakçık ise, aort çıkısında ve
akciğer atardamarı
çıkışında bulunur. Bunlar açılınca
ikinci kalb sesi
duyulur. Aort damarındaki biraz daha önce açılır. Kulakçıkların kasılması esnasında kapanarak kanın tekrar kalbe dolmasına mani olurlar. Parmaklarımızı, diğer kolumuzun baş parmak hizasına koyarsak nabız atmasını duyarız. Nabzın dakikadaki adedi vücudun kan ihtiyacına tabidir. Bu sebeple nabız, kuşlarda, dakikada 200, insanda 75, atda 35, filde 25 dir. Birkaç aylık çocuk kalbi, büyük insanın iki misli çarpar, büyük insanın iki misli çarpar. Nabız adedi, sıcak havada azalır.
Kalbin çalışması: Kalb, bir otomobil gibi olmayıp bir elektron motoru gibidir. Kanda çözünmüş tuzların iyonlarından biri olan potasyum atomu radyoaktifdir. Bir insan da otuz gram potasyum olup, hergün bir milyar elektron neşreder.
Kalbin giriş kapısında bir sinir makinesi vardır. Bu makine tıpkı bayram yerlerinde, çocukların atış tecrübelerinde mermi hedefe isabet edince, hedef olan cisimde hareket meydana geldiği gibi, bir elektron isabeti ile, kalbi harekete getirir. Kalbten çıkan kan, damarlarla, vücudun her tarafına dağılır. Bu damarlar çok sağlamdır. Kalbe bağlı epher damarı (Aort), yirmi atmosfer basınca mukavemet eder. Lokomotifler, 10- 16 atmosferlik buhar tazyiki ile işlediğinden, yanmaktan korunabildiği takdirde bu damarlarla lokomotif boruları yapabilecek kadar sağlamdır. Damarlar, kalbden uzaklaşdıkça dallara ayrılır, yani incelir. En ince damarlara kapiller denir. Kapiller bir kıldan elli defa daha incedir.
Aorttan ve bütün kapillerden aynı zamanda geçen kan bir kaç metre süratle aktığı halde, etrafda sürat azalarak kapillerde hemen hemen sıfır olur. Kan, yarım milimetre uzunluğundaki kapillerden bir saniye de geçer. Bu saniye içinde gaz alış verişi olup, geri döner, Kan, kalb içinden 1 5 saniyede geçmekte, 5-7 saniyede akciğerleri dolaşmakta, dimağı (beyini) 8 saniyede dolaşmaktadır. Yani bir kan hücresi, yirmidört saatte, üçbin defakalbten vücuda gönderilmektedir. İş esnasında veya ateşli hastalıklarda, kalbin çarpma kuvveti azalınca kan sürati iki misline kadar artar.
Kalb hastalıkları: Yürek denilen kalb, çok hassas bir organdır. Küçük bir hastalıktan zarar görür, kalbin kapakçıklarında, adalesinde, dış ve iç zarlarında, kendini besleyen damarlarında (koronerler), iletim sisteminde ve vücudu besleyen damarlarda husule gelen herhangi bir harabiyet kalbi etkiler. çocuklarda en az sık görülen kalb hastalığı doğuştan kalb arazlarıdır.
kalbi delik
denilen çocuklar bu gruptadır. Büyük çocuklarda ve gençlerde, ateşli romatizmaya bağlı kalb kapakçık hastalıkları; yetişkinlerde ise, atardamar sertliğine ve yğksek tansiyona bağlı kalb hastalıkları en sık meydana gelir.
Kaynak: Dînî Terimler · 12 dk okuma
Bölüm: Dînî Terimler