Dînî Terimler
Kütüphane açılıyor…
Dînî Terimler

Dînî Terimler · Fıkıh ve Hükümler

Mâl

İnsanın arzuladığı, ihtiyâç, yâni lâzım olunca, kullanmak için saklanabilen ayn, yâni madde, cisim.

Allahü teâlâ bir kuluna mal ve ilim verir, bu kul da; haramlardan kaçınır, akrabâsını sevindirir, malından hakkı olanları bilip verirse, Cennet'in yüksek derecesine kavuşur.

Hadîs-i şerîf · i şerîf-Et-Tergîb vet-Terhîb

Mal ve şöhret hırsının insana zarârı, koyun sürüsüne giren iki aç kurdun zarârından daha çoktur.

Hadîs-i şerîf · Mârifetnâme

Âhir zamanda dînin korunması, mal ile olacaktır.

Hadîs-i şerîf · Tasvîr-i Ahlâk

Kur'ân-ı kerîmde zemmedilen yâni kötü denilen dünyâ; haramlar ve mekrûhlardır. Mal, kötülenmemiştir. Çünkü cenâb-ı Hak, mala hayr adını vermektedir. Malın, Allah yolunda harcananı güzeldir. Hazret-i İbrâhim'in çok malı vardı. Yalnız yarım milyonu sığır olmak üzere davarları, ova ve vâdileri dolduruyordu.

Söz · Ahmed Fârûkî

Malı zarardan korumanın ilâcı, zekât vermektir.

Söz · İmâm-ı Rabbânî

Mal, mevkî peşinde koşanlardan hiçbiri murâdına (isteğine) kavuşamamıştır. Malı, hayr için isteyen ve hayırlı işlerde kullanan, râhata, huzûra kavuşmuştur. Mal, bir deryâya benzer, çok kimse bu denizde boğulmuştur.

Söz · Muhammed Hâdimî

İnsanın izzeti (şerefi), îmân ve mârifet (Allahü teâlâyı bilme, tanıma) iledir. Mal ve mevkî ile değildir.

Söz · Muhammed Ma'sûm

Mal, para peşinde koşmak, Allahü teâlânın emirlerini unutturursa, bundan büyük felâket olmaz.

Söz · Muhammed Hâdimî

Hanım, çocuklar, mal ve mülk; Allahü teâlânın emânetleridir. Emânetlerini dilediği (istediği) zaman alır.

Söz · Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî

Senden daha çok malı ve parası olan kimseyi kıskanma!O, malına ve parasına hasretle ölür. İbâdeti ve tâati çok olan kimselere gıpta et yâni onlar gibi ibâdet etmeyi iste. Yaşayanlar da sonunda ölecekleri için, onların dünyâlıklarına özenmeye değmez.

Söz · İmâm-ı Şâfiî

Malı helâlden kazanırsan suâli; haramdan kazanırsan cezâsı vardır.

Söz · İmâm-ı Rabbânî

Mâl-ı Habîs

Zor ile gasb edilen ve rüşvet olarak alınan, çalınan mallar ve kendine emânet olan mallar, izinsiz ticârette kullanılarak elde edilen kârlar ve dâr-ül-harbde yâni kâfir memleketlerine gidenin (tüccârın, seyyâhın), kafirlerden, rızâsı olmadan aldığı mallar.

Mâl-ı habîsi kullanmak, haramdır. Sâhiplerine geri verilmeleri, sâhipleri bilinmiyorsa, fakirlere sadaka verilmeleri lâzım olur. Başkasının mülkünü, ondan izinsiz kullanmak haramdır.

Söz · Abdülganî Nablüsî

Mâl-ı Mütekavvim

Kıymetli mal. İslâm'a göre yenilmesi, içilmesi, kullanılması ve faydalanılması mümkün olan mal.

Müslümanlar için; şarab, domuz ve besmelesiz kesilen veya kesmeden öldürülen hayvan, mâl-ı mütekavvim değildirler. Alış-verişin sahîh (doğru) olması için malın da mütekavvim olması lâzımdır.

Söz · İbn-i Âbidîn

Kaynak: Dînî Terimler · 2 dk okuma

Bölüm: Dînî Terimler