Müsâvî
Eşit, denk. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Mekke şehri alınmadan önce din düşmanları ile harb edenler ve mallarını, Allah yolunda harc edenler ile, Mekke alındıktan sonra bunları yapanlar…
Eşit, denk.
Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki:
Mekke şehri alınmadan önce din düşmanları ile harb edenler ve mallarını, Allah yolunda harc edenler ile, Mekke alındıktan sonra bunları yapanlar, müsâvî değildir. Birinciler elbette daha yüksektir. Allahü teâlâ hepsine Hüsnâyı, yâni Cennet'i söz verdi.
Ağırbaşlı kimse, medh olunmayı sevmez, yerilmekten de üzülmez. Fakirle zenginleri müsâvî tutar. Tatlıyı acıyı ayırmaz.
Resûl-i ekrem Mekke'den Medîne'ye hicretleri sırasında Eylül ayının yirminci ve Rebî'ul- evvel'in sekizinci Pazartesi günü Kubâ köyüne geldiler. Gece ve gündüzün müsâvî olduğu Eylül'ün yirmi üçüncü gününü burada geçirip, Rebî'ul-evvelin on ikinci Cumâ günü Medîne'ye ulaştılar.
Kaynak: Dînî Terimler · 1 dk okuma
Bölüm: Dînî Terimler