Dînî Terimler
Kütüphane açılıyor…
Dînî Terimler

Sağlık

Tterimleryon

Kan basıncı; kanın atardamar duvarlarına yaptığı basınç. Bu basınç sâyesinde, kan vücuttaki bütün organ ve dokulara kadar nakledilmekte ve böylece bu organ ve dokular hayatiyetlerini devam ettirebilmek için gerekli maddeleri kandan almaktadır.

Tterimleryonun belirli normal değerleri vardır. Tterimleryonun bu değerlerin altına düşmesi veya üstüne çıkması sağlık için zararlı olmaktadır. Tterimleryonun iki şekli vardır: Büyük tterimleryon (sistolik kan basıncı), kalbin kasılması yâni kalbin kanı damarlara atması esnâsındaki ölçülen tterimleryondur ve yetişkin insanlar için normal değerleri 10 ilâ 14 cm (cıva basıncı) ise, kalbin gevşediği yâni kanın kalbe dolduğu sırada ölçülen kan basıncı olup, normalde 9 cm cıva basıncını geçmemelidir. Tterimleryon bebeklerde oldukça düşük değerlerdedir. Yaş ilerledikçe bu değerler artmaya başlar ve yetişkinlerdeki değerlere yükselir.

Bir kimsede hipertterimleryon (yüksek kan basıncı) var diyebilmek için büyük tterimleryonun 14’ten, küçük tterimleryonun 9 cm cıva basıncından yüksek olması gerekir. Hipertterimleryonu değerlendirmede özellikle küçük tterimleryon ehemmiyet arz eder. Bununla berâber bir kimsede tterimleryon düşüklüğü var diyebilmek için, büyük tterimleryonun 10 cm cıva basıncının altında olması gerekir. Yâni tterimleryon düşüklüğü değerlendirilirken, büyük tterimleryon dikkate alınır.

Tterimleryon nasıl ölçülür: Tterimleryon, sfigmomanometre adı da verilen tterimleryon âletleriyle ölçülür. Cıvalı, metalik ve elektronik tterimleryon âletleri vardır. Bunlar içinde en hassas ölçüm yapanı cıvalı âletlerdir. Fakat taşıma kolaylığı yönünden diğerleri tercih edilmektedir. Elektronik olanlar pahalı olmakla birlikte, herkes tarafından kullanılma kolaylığı vardır. Diğer âletlerle doğru ölçüm yapabilmek için belirli bir tecrübeye sâhip olmak lâzımdır. Son zamanlarda parmaktan ölçüm yapan tterimleryon âletleri ve kolye şeklinde tterimleryon âletleri geliştirilmiştir.

Tterimleryon ya rahat bir koltukta oturulurken veya yatarken dinlendikten sonra ölçülmelidir. Hangi vaziyette ölçülürse ölçülsün kolun gevşek ve hafifçe bükük bulundurulmasına, elbisenin kolu sıkmamasına, mümkün oldukça kolun kalp seviyesinde bulundurulmasına dikkat etmelidir. Ölçüm sırasında manşetteki havanın, cıva sütunu veya ibre sâniyede 2-3 mm kadar inecek şekilde yavaş yavaş boşaltılmasına dikkat edilmelidir. Tterimleryon âletinin manşonu, kolun 2/3 üst kısmını kaplayacak şekilde sarılır, dinleme cihazının tamburu da kol atardamarının üzerine konulur ve ölçüm yapılır. Dinleme sırasında sesin ilk duyulduğu sayı büyük tterimleryonu, hafiflediği veya kaybolduğu sayı ise, küçük tterimleryonu gösterir. Dinleme âleti olmaksızın ise el yardımıyla sâdece büyük tterimleryon ölçülebilir. Bunun için de tterimleryon âletinin menşonu şişirilmeden önce bilek atardamarı (radial arter) bulunarak sol elin dört parmağı üzerine konur. Manşon şişirilince nabız kaybolur. Manşon indirilmeye başlanınca, nabızın tekrar hissedildiği sayı büyük tterimleryonu gösterir. Dinleme cihazıyla ve el yardımıyla ölçülen tterimleryonlar arasında 1-1,5 cm cıva basıncı kadar fark bulunabilir. Hangisi daha yüksekse, o değer esas alınmalıdır.

İnsanların çoğunluğunda tterimleryon, sağ kolda sol kola nazaran biraz daha yüksektir. Şâyet bu fark, 3 cm cıva basıncından daha fazlaysa düşük olan taraftaki atardamarlarda darlık olma ihtimâli vardır. Şişmanların tterimleryonları, yaşına uygun olandan 1-1,5 cm cıva basıncı daha yüksek çıkabilir. Özellikle çocuklarda ve gençlerde kollardan ölçülen tterimleryon yüksek bulunursa, bacaklardan da tterimleryon ölçülmelidir (doğuştan olabilen bâzı damar darlıklarının teşhisi yönünden).

Tterimleryon; yaş, heyecan, ruhî ve fizikî yorgunluklar, açlık ve tokluk hâlleri, cinsiyet, gıdâ tarzı gibi sebeplerle değişiklikler gösterir. Dolayısıyla günün her saatinde tterimleryon değişiklik arz edebilir. Kadınlarda, yaş dönümüne kadar, erkeklere nazaran 1 cm kadar düşüktür. Bundan sonra birden yükselme görülür. İnce şahıslara göre tıknaz tiplerde biraz daha yüksektir.

Yüksek tterimleryon (Hipertterimleryon): Tterimleryonun yüksekliği, küçük ve büyük tterimleryonun veya her ikisinin birlikte yükselmesiyle ayrı ayrı tipler gösterir. Her ikisinin birlikte yükselmesine böbrek hastalıklarında ve sebebi bilinmeyen hipertterimleryonda rastlanır. Küçük tterimleryon normal olduğu halde, büyük tterimleryonun yükselmesine umumiyetle yaşlılarda rastlanılan damar sertliğinde, yemeklerden, eforlardan ve psişik yorgunluklardan sonra, bâzı kalp hastalıklarında, zehirli guatr hallerinde rastlanır.

Hipertterimleryonun ortaya çıkışında rol oynayan mekanizmalar şunlardır: Çevresel atardamarların direncinin artması, büyük atardamar duvarlarının elastikiyetinin azalması ve sertleşmesi; kalbin dakikada pompaladığı kan miktarının, vücuttaki kan hacminin ve kanın yoğunluğunun artması.

Herhangi bir sebeple böbreklerden birine veya her ikisine gelen kan miktarı azalınca, böbrekten renin adlı bir madde salgılanmakta ve bu da hipertterimleryona yol açmaktadır. Bu mekanizma, çeşitli böbrek hastalıklarında (had ve müzmin nefritler, nefroskleraz, pyelonefrit vs.) ortaya çıkan hipertterimleryonun sebebini açıklamaktadır. İdrar akımına engel olan mekanik hâdiselerin (taş, prostat hipertrofisi) tterimleryonu yükselttiği ve engelin ortadan kaldırılmasıyla tterimleryonun normale döndüğü bilinmektedir. Bu durumlarda da idrar yollarındaki gerilmenin yaptığı basınçla, böbrek damarlarının daralması neticesi böbreğe az kan gelmesi rol oynamaktadır.

Tterimleryonun, beyindeki özel merkezlerden devamlı olarak gönderilen ve damarın gerginlik durumunu düzenleyen kesici ve gevşetici uyarılarla idâre edildiği ve organizmanın kan basıncını hassas bir şekilde vücûdun ihtiyaçlarına göre ayarladığı mâlumdur. Bu ayarlamada sinirsel ve hormonal uyarılar rol oynar. İşte bu mekanizmadaki bir aksama hipertterimleryona yol açmaktadır.

Cushing hastalığında (böbrek üstü bezinin bir hastalığı), fazlaca mineralokortikoid denen hormonların ifrazı sonucu vücutta su ve tuz birikmekte ve bu durumda da tterimleryon yükselmektedir. Böbreküstü bezinin diğer bir hastalığı olan feokromasitiomada ise fazlaca salgılanan adrenalin ve noradrenalin de yüksek tterimleryona yol açmaktadır.

Hiçbir sebebi bulunamayan tterimleryon yüksekliklerine, esterimleryel hipertterimleryon ismi verilir. Bütün hipertterimleryonların yaklaşık % 90 kadarı esterimleryel hipertterimleryondur. Kadınlarda daha fazla görülür. En çok 50-60 yaşları arasında rastlanır. Hayat seviyesi arttıkça, teknik ilerledikçe, stresler çoğaldıkça esterimleryel hipertterimleryon da artmaktadır. Esterimleryel hipertterimleryonda irsiyetin büyük rolü olduğu kabul edilmektedir. Ebeveynin her ikisinde de yüksek tterimleryon varsa, bunların çocukları da yüksek tterimleryona adaydır. Esterimleryel hipertterimleryona daha çok şişmanlarda, tıknazlarda, hareketli, stresli, aceleci şahıslarda rastlanmaktadır.

Hipertterimleryon vak’alarının bir kısmı belirti vermez, ancak bir muâyene esnâsında tesâdüfen farkına varılır. Tterimleryonu oldukça yüksek olmasına rağmen, yıllarca şikâyetsiz yaşayan birçok hasta vardır.

Dikkatle soruşturulduğunda, birçok vak’ada başın arka kısmında yerleşen ağrılar bulunur. Bâzı hastalarda baş dönmesi, başta ağırlık hissi, kulak uğultusu; uykusuzluk, yorgunluk ve sinirlilik bulunur. Bâzan baş dönmeleri çok şiddetli olabilir. Hastaların birçoğu sinirlidir. Yorgunluğa da sık rastlanır ve istirahatle geçmez. Sabah kalkarken özellikle enseden başlayan başağrılarında tterimleryon yüksekliği akla gelmelidir. Bâzı vak’alarda aşırı derecede bir zayıflama bulunabilir. Burun kanamalarına fazlaca rastlanır. Bâzan burun kanamaları hipertterimleryonun ilk belirtisini teşkil eder.

Küçük tterimleryonun 10 cm cıva basıncının üstünde olması, büyük tterimleryonda belirgin bir yükselme olmasa bile hipertterimleryon teşhisi için önem arz eder. Bir kimsede devamlı hipertterimleryon var diyebilmek için müteaddit defâlar yapılan ölçümlerde tterimleryonun hep yüksek çıkması lâzımdır.

Hipertterimleryonlu bir hastada öncelikle buna yol açacak bir sebebin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Bu sebeple idrar tetkiki, böbrek fonksiyon testleri, ilâçlı böbrek filmi, göz dibi muâyenesi her hipertterimleryonlu hastaya uygulanmalıdır. Hipertterimleryonlu vak’alarda nabız dolgun olarak hissedilir. Fakat bu dolgunluğun derecesine bakılarak, tterimleryon hakkında her zaman hüküm vermek doğru değildir.

Hipertterimleryonun gidişâtı büyük değişiklikler gösterir. Başlangıçta tterimleryon oldukça oynaktır. Yorgunluk, üzüntü vb. sebepler tterimleryonu yükseltirler; istirahat etmek, uyumak ve müsekkinler kullanmak tterimleryonu düşürür. Hastalığın bu oynak devresinden sonra, hipertterimleryonun devamlı bir hal aldığı sâbit devre gelir. Bu sâbit devrenin gidişi esnâsında organ hasarları baş gösterir. Böylece hipertterimleryon üçüncü devri olan komplikasyon devrine girer. Kalpte zamanla büyüme ve genişleme husûle gelir, kroner yetmezliği gelişebilir, ritm bozuklukları meydana gelebilir. Hipertterimleryon devam ettiği takdirde, kalp yetmezliği ortaya çıkar. Hipertterimleryonun seyri esnâsında retinada, yâni göz dibindeki damarların bulunduğu tabakada da körlüğe kadar varabilen değişiklikler görülür. Beyin kanamaları, beyin damarlarının tıkanması da hipertterimleryonun tehlikeli komplikasyonlarıdır. Nörolojik ve psişik belirtiler arasında başağrısından başka, unutkanlık, kulak çınlaması, el ve ayaklarda uyuşma ve karıncalanma, gelip geçici körlük, konuşamama, vücudun bir tarafında güçsüzlük görülebilir.

Beyinle ilgili belirtiler arasında ayrı bir özellik arz eden hipertterimlerf ansefalopati; şiddetli başağrısı, durgunluk, kusma, kısmî felçler ve bâzan zaman zaman görülen şuur kaybı ve havale nöbetleriyle karakterize bir tablodur.

Hipertterimleryon, zamanla böbreği de bozar. Hipertterimleryonla, şeker hastalığının bir arada bulunuşuna da oldukça sık rastlanmaktadır.

Esterimleryel hipertterimleryonun gidişi esnâsında küçük tterimleryon 14 cm cıva veya bunun üstüne çıkar ve sâbitleşirse artık hastalığın malign (kötü) hipertterimleryon safhasına girdiği kabul edilmektedir. Vak’aların az bir kısmında hastalık başlangıçtan îtibâren malign olarak başlar ki bu şekil, erkeklerde daha fazladır. Malign hipertterimleryondaki belirtiler daha şiddetli ve ilerleyici vasıftadır. Hastalar süratle zayıflarlar, bitkindirler, renkleri soluktur. Böbrekte ileri derecede harâbiyet sözkonusudur. Bu hastalar, genellikle 1-2 sene içinde ölürler.

Hipertterimleryon tedâvisi: Hipertterimleryonların ancak % 10 kadarının sebebi bulunabilmektedir. Sebebi bulunan hipertterimleryonların tedâvisi, bu sebebin ortadan kaldırılmasına yönelik olacaktır. Önemli olan sebebi bilinmeyen hipertterimleryonlardır. Mükerrer ölçümlerde kan basıncı yüksek bulunan hastalar tedâvi ve tâkibe alınmalıdır. Tedâvinin başarısı, hastayla doktorunun işbirliğine bağlıdır. Bunun için tedâvinin ehemmiyeti, faydaları ve hayat boyu devam etmesinin gerekli olduğu, hastayı korkutmadan anlayabileceği bir şekilde izah edilmelidir. Hipertterimleryonda orta derece tuz kısıtlanması, tterimleryonun düşmesine yardımcı olur. Yemeklere tuz konulmamalı ve tuzlu gıdâlardan kaçınmalıdır.

Şişmanların zayıflaması da tterimleryonun düşmesine yardım eder. Şişman hastaların fazla kilolarını tedrici olmak üzere ideal kilo civârına indirmek amacıyla diyetteki kalori ayarlanmalıdır. Kilo kaybı ve diyetteki tuzun azaltılması tterimleryonu kontrol altına alıyorsa; hastaya tterimleryon düşürücü ilâç verilmez. Yalnız, hastanın tâkibi de ihmâl edilmemeli, düzenli aralıklarla tterimleryonu ölçülmelidir.

Hipertterimleryonlunun uzun süre ve aşırı miktarda alkol kullanması, kalp kasına yaptığı kötü etkiyle kalp yetmezliğinin ortaya çıkışını hızlandırdığından, alkol yasaklanmalıdır. Aşırı kahve, aşırı çay ve sigaradan da kaçınılmalıdır.

Yorucu olmayan hafif ekzersizler de tterimleryonun düşmesine yardımcı olur. Bu bakımdan namaz kılmak da oldukça faydalıdır. Hastayı üzen, streslere sokan durumlardan kaçınmak da fayda sağlamaktadır.

Ara sıra normal ölçülerde bulunmakla berâber, genellikle 150/90 ilâ 160/90 mm cıva basıncı arasında seyreden hipertterimleryonlara oynak hipertterimleryon denir. Hafif hipertterimleryonda küçük tterimleryon 90 ilâ 105 mm cıva arasında bulunur. Orta derecede hipertterimleryonda küçük tterimleryon 115 mm cıva arasındadır. Ağır hipertterimleryonda ise küçük tterimleryon 115-130 mm cıva veya daha yukarıdır. Oynak hipertterimleryonlar ilâç tedâvisini gerektirmez, tterimleryonu yükseltici sebeplerden kaçınmak ve tterimleryonu belirli aralıklarla ölçtürmek yeterlidir.

Hafif hipertterimleryonlarda yukardaki tavsiyelere ilâveten müsekkin verilir. Buna rağmen pek düşme olmuyorsa, ilâç olarak idrar söktürücü ilâç ilâve edilir. İdrar söktürücü ilâçlar genellikle tterimleryonu kontrol altına alırlar, bâzı yan etkileri de olabileceğinden dikkatli olunmalıdır. İdrar söktürücü ilâçların, tesirsiz kaldığı orta ve ağır hipertterimleryonlarda tâkip eden tabibin tavsiyesine göre diğer tterimleryon düşürücü ilâçlar da (reserpine, aldomet, prazosin, minoksidin gibi) tedâviye eklenir.

Unutulmaması icab eden husus hipertterimleryon, devamlı ilâç kullanımını ve belli aralıklarla doktor kontrolünü gerektiren bir hastalıktır.

Tterimleryon düşüklüğü (Hipotterimleryon): Büyük tterimleryonun 10, küçük tterimleryonun 6 cm cıva basıncı altına düşmesi hâlidir.

  • 1. Semptomatik (belirli bir sebebi olan) hipotterimleryonlar: Kalp krizi ve birçok kalp hastalıklarında kalp kuvveti azaldığı için tterimleryon düşer. Kan veren şahıslarda da hafif ve geçici bir tterimleryon düşüklüğü olur. Büyük kanamalarda ve her türlü şokta, doğumdan hemen sonra da tterimleryon düşer. Bâzı aşırı hassas şahıslarda boyundan geçen şah damarının uyarılmasıyla da tterimleryon düşer.
  • 2. Pozisyona bağlı hipotterimleryon (ortaostatik hipotterimleryon): Hastalar yatar vaziyetten birden bire ayağa kalkarlar veya uzun süre ayakta dururlarsa tterimleryon düşer. Bu tür hipotterimleryonlar şahsın duruşuna göre tterimleryonun ayarlanmasındaki bozukluktan ileri gelir. En çok orta ve ileri yaşlarda görülür, hayat boyu devam eder. Bu hastalar tterimleryon düşüşü esnâsında hâlsizlik, baygınlık gösterirler. Bâzı sinir krizleri, bâzı ilâçlar, şiddetli sportif hareketler buna yol açabilir.

Hipotterimleryon tedâvisinde buna yol açan muhtemel hadiseler araştırılmalı ve bulunursa bunların kaldırılmasına çalışılmalıdır. Belirli bir sebep bulunamayan vak’alarda tterimleryon yükseltici ilâçlar, tuzlu ayran tavsiye edilebilir. Addison hastalığında, miksödemde, insülin şokunda, enfeksiyon hastalıklarında, had zehirlenmelerde, güneş çarpmasında, aşırı yorgunluklarda, beslenme bozukluklarında, kansızlıklarda tterimleryon düşer.

  • 3. Konstitüsyonel (bünyevî) hipotterimleryon: 15-30 yaş arasındaki sağlam şahısların % 3’ünde bünyevî tterimleryon düşüklüğü vardır. Bu şahısların çoğunda hiçbir belirti yoktur, dolayısıyla bir muayene esnâsında tesâdüfî olarak teşhis edilirler. Böyle bir kişiye, doktorun düşük tterimleryon bulunduğunu söylemesi yanlış bir harekettir; bu yüzden hastalar ciddî bir hastalık olduğunu zannederek evhama kapılabilirler. Bu durum, bir hastalık olmaktan ziyâde bünyevî bir anormalliktir. Kadınlarda erkeklerden daha sık rastlanmaktadır. Bu vak’aların tedâvisine ihtiyaç yoktur. Bunun bir hastalık değil bir bünyevî durum olduğunu ve bu bünyedekilerin, normal insanlardan daha uzun ömürlü olduğunu hastaya anlatmak gerekir.

Portal hipertterimleryon: Karaciğere gelen portal toplardamarın ana kısmı veya dallarında kan basıncının yükselmesi sonucu ortaya çıkan ve çok kere ölümle neticelenen bir hastalık tablosudur. Portal toplardamar; dalaktan ve barsaklardan kan getiren toplardamarların birleşmesinden husûle gelmiştir. Portal venin çapı ortalama 1 cm olup içindeki kanın normal basıncı 50 ilâ 180 mm su veya 3,5 ilâ 13,5 mm cıva basıncı arasında değişir. Portal basınç bir manometre vâsıtasıyla, ultrason rehberliğinde doğrudan portal venden veya dalaktan rahatlıkla ölçülebilir. Portal ven kanının normal seyrindeki her engel, portal vende basınç yükselmesine sebep olur. Portal dolaşımdaki engeller; doğuştan olabilir veya sonradan husûle gelebilir. Bu engeller karaciğer içinde veya dışında yer alırlar. Karaciğer içindeki sebeplerin başında alkolik siroz gelir. Ayrıca postnekrotik siroz, toksik siroz, biliyer siroz, sifilitik siroz, Wilson sirozu, pigmenter siroz, amiloidoz ve parazitlere bağlı siroz sayılabilir. Karaciğer dışı sebepler arasında; portal veya dalak toplardamarının çeşitli sebeplerden ileri gelen kan pıhtılaşmasıyla tıkanması, damarın sıkışması veya darlıkları, bâzı kalp hastalıkları sayılabilir.

Portal hipertterimleryonun belirtileri, altta yatan sebebe göre değişiklikler arz eder. Portal hipertterimleryon karaciğer içi sebeplerden meydana gelmişse umûmiyetle sirozda görülen belirtiler görülür (Bkz. Siroz). Zâten portal hipertterimleryonun % 80’inin sebebi, karaciğer sirozudur. Karaciğer bozukluğu ve portal hipertterimleryonun berâber tesiriyle dalak büyümesi, karında su toplanması ve yemek borusu varisleri meydana gelir.

Portal hipertterimleryon tedâvi edilmezse veya tedâvi tesirsiz kalırsa hastalar ya kanamadan (özellikle yemek borusu varisi kanamaları) ya karında aşırı su toplanmasından veya karaciğer komasından ölürler.

Portal hipertterimleryonun özellikle karaciğer içi sebeplerinin tedâvisi umûmiyetle mümkün değildir. Tedâvi daha ziyâde belirtiler için söz konusudur. Ayrıca bozulan karaciğer için karaciğeri koruyucu diyet, husûle gelen asit için tuzu az rejim tatbik edilir. Fakat netice yüz güldürücü değildir. Karaciğer dışı sebepler eğer ameliyatlarla düzeltilebilecekse başvurulur (Damara baskı, tıkanma gibi durumlarda).

Kaynak: Dînî Terimler · Sağlık · 11 dk okuma

Bölüm: Sağlık