Tâib
Tövbe eden, günahlarına pişmân olan. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Allahü teâlâ tâibleri ve (fevâhişten yâni pislik ve günâhlardan) temizlenenleri sever.
Tövbe eden, günahlarına pişmân olan.
Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
Allahü teâlâ tâibleri ve (fevâhişten yâni pislik ve günâhlardan) temizlenenleri sever.
Cenâb-ı Hakk'a, tâib gençten daha sevgilisi yoktur.
Günahtan tâib, sanki hiç günâh işlememiş gibidir.
Tâiblerin makâmı, bütün makamların en fazîletlisi ve üstünüdür. Hakîki tâib, cenâb-ı Hak katında (indinde) bütün halkın en azîzi, en kıymetlisi ve en sevgilisidir.
Şeytan, nâfile ibâdetleri teşvîk ederken, tâibe farzları yapmayı unutturur. Ey insanlar kendi hâllerinizi gözetiniz. Şeytan birçok kimseyi yoldan çıkarmaya çalışmaktadır. Tâib, her vakit için yeni abdest almalıdır ki, şeytan ondan kaçsın ve onun ibâdete meyli artsın.
Tâibin, hiçbir nefesini zâyi etmemesi gerekir. Kendi gönül kıblesini, kötü işlerine bakmaya yöneltip, "Ne yaptım? Niye söyledim?" gibi düşüncelerle ve insaf gözüyle hareket etmelidir.
Kaynak: Dînî Terimler · 1 dk okuma
Bölüm: Dînî Terimler