Takıyye
İdâre, korunmak, sakınmak; iki yüzlülük; sevmediği kimse ile dost geçinmek. Bir kimsenin hakîkatte sâhib olduğu görüş ve inancını saklaması. Bozuk fırkaların, özellikle şiîlerin bozuk inanışlarını gizleyerek, kendilerinin Ehl-i sünnet (Peygamber efendimizin ve Eshâbının) yolunda olduklarını söylemeleri.
Tanım
Şevkânî'nin birkaç kitabı meselâ İrşâd-ül-fuhûl kitabı uzun incelenirse, onun takıyye yaptığı görülür. Yâni şîanın kollarından olan Zeydî fırkasından olduğunu saklamakta, kendisini Ehl-i sünnet olarak tanıtmaktadır. Çünkü şiîlerin, Ehl-i sünnet arasında bulununca, takıyye yapmaları farz imiş.
Ehl-i sünnet îtikâdından ayrılmış olan bozuk fırkalar, korkudan saklanmış veya takıyye yapmışlardır. Bu halleri de onların bid'at sâhibi olduklarını göstermektedir.
Şiîler, Peygamber efendimizin vefâtından sonra hazret-i Ali'nin Fedek bahçesini almamasının takıyye için olduğunu söylediler. Şiîlerin takıyye yapması lâzımdır dediler. Şiîlerin bu sözleri bozuktur. Çünkü şiîlere göre imâm meydana çıkıp harb etmeye başlayınca, takıyye yapması haram olurmuş. Bunun içindir ki, hazret-i Hüseyin takıyye yapmadı. Hazret-i Ali halîfe iken takıyye yaptı demeleri, haram işledi demek sûretiyle iftirâ etmek olur.
Şîanın isnâ aşeriyye (on ikiciler) veya imâmiyye adlarıyla bilinen kolunun îmân esaslarından birisi de takıyye yapmaktır. Müslümanlara karşı takıyye yapmak gerektiğine inanmak, Ehl-i sünnet îtikâdına uymamaktadır.
Sual & Cevap
Sual Kimi yalan söylüyor. Günah değil, çünkü takıyye yaptım diyor. Takıyye nedir?
Cevap Takıyye, inancının aksini söylemektir. Buna Müdara da denir. İnancını, görüşünü, partisini, grubunu, gittiği yolu saklamak demektir. Sırrını açıklayan kimse, çok defa söylediğine pişman olur, üzülür. İnsan, söylemediği sözünün hâkimidir, söylediğinin ise, mahkumudur. Keşke söylemeseydim der ama iş işten geçmiştir. Malı ve eşyayı emin olarak saklayan çok insan, sır saklayamaz. Hiç ummadığınız kimse, gizli sırlarınızı açıklayabilir. Onun için eskiden, Zehebini, zihabını ve mezhebini gizli tut derlerdi. Yani paranı, dini inancını, siyasi görüşünü, grubunu gizli tut demektir.
Bu birkaç çeşittir:
- 1- Kâfirler arasında kalıp, malından, canından korkanın, onlara kalben değil de, dilden sevgi göstermesi caizdir.
Müşrikler, Hazret-i Ammar’a, babası Hazret-i Yasir ve annesi Sümeyye hatuna işkence edip, "Lat, Menat ve Uzza putu, İslam dininden iyi de" derler, demezlerse işkenceyi artırırlardı. Nihayet ana babası işkence ile şehit edildi. Hazret-i Ammar ise, kâfirlerin tehdit ve zorlamaları üzerine dediklerini diliyle söyledi.
Bazıları, (Ammar kâfir oldu) dedikleri zaman, Resul-i Ekrem efendimiz buyurdu ki:
Ammar kâfir olmadı, o baştan ayağa iman ile doludur.
Ammar, iki durumda karşılaştığında en doğru olanını tercih eder.
Allahü teâlâ imanı Ammar’ın tepeden tırnağa bütün vücuduna sindirtmiştir. İman onun et ve kanına karışmıştır. Hak neredeyse, o orada yer alır.
Demek ki küfür olan bir sözü, böyle durumlarda yalnız dil ile söylemek caizdir. Resulullah efendimiz, Hazret-i Ammar’a (Müşrikler eziyet ederse, yine böyle söyle) buyurdu.
Mülci ikrah ile [zorla], bu içkiyi iç, şu malı sat denilse, malını satar. Şarabı içmesi de caiz olur. Caiz olacağını bilmediği için, içmez ve satmaz da öldürülürse, şehit olur. Sultanın haksız olarak, zulüm ile para, mal istemesi ikrah olur. Bunları vermek caiz olur.
- 2- Öldürüleceğini bilse de doğruyu, inancını açıkça söylemesidir. Bu caiz, hatta iyidir.
- 3- Takıyye ile malını gasp, yalancı şahitlik gibi zararlı şeyleri yapmak caiz değildir.
- 4- Takıyye, küfrün galip olduğu yerde caizdir. Şâfiî’de, zâlim Müminler arasında da caizdir.
- 5- Malını korumak için de, gerçeği söylememek, mesela gaspçı, eşkıya yakalayınca, parası olduğu halde yok demek caizdir. Çünkü, insanın mala ihtiyacı çoktur. Mesela su, pahalı satıldığı zaman, abdest almak, farz olmaz. Teyemmüm etmek caiz olur. Çünkü Müminin malı, canı gibi kıymetlidir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
Malını ve canını muhafaza ederken öldürülen, şehit olur.
- 6- İmam-ı Mücahid hazretleri buyuruyor ki:
İslamiyet’in başlangıcında böyle idi. Çünkü, o zaman, Müslümanlar garip ve zayıf idi. İslam devleti teşekkül edince, bu hüküm değişti. Takıyyeye ihtiyaç kalmadı.
- 7- Takıyye, kıyamete kadar caizdir diyen âlimler de vardır. Çünkü, müminin kendini zararlardan koruması lazımdır. Takıyye ibadet değildir. Zor durumdan zarardan korunma ruhsatıdır.
Kaynak: Dînî Terimler · 3 dk okuma
Bölüm: Dînî Terimler