Teayyün
Alış-verişte söz kesilirken tâyin (belli) edilen malın, belli olarak kalması.
Teayyün eden malın kendisini vermek lâzımdır. Benzerini hattâ daha iyisini alması için müşteri zorlanamaz.
Teayyün-i Evvel
İlm-i ilâhîde ilk teayyün, zuhûr, ortaya çıkış.
Peygamberlerin ve meleklerin bütün vilâyetleri, teayyün-i evveldedir. (Muhammed Bâkî- billah)
Teayyün-i İmkânî
İnsanın hakîkati olan teayyün-i vücûbîsinin zılli yâni görüntüsü. Ehlullah (evliyâ) kendi yaratılışlarına, güçlerine göre tasavvuf mertebelerine kavuşmakta birbirlerinden çok ayrıdırlar. Evliyâ arasında Allahü teâlânın ismine kavuşanlar pek azdır. Çoğu bu ismin teayyün-i imkânîsine kavuşmuştur.
Teayyün-i Vücûbî
Bir şeyin, insanın hakîkati.
Îsâ aleyhisselâm gökten inerek, âhir zaman Peygamberinin dînine uyunca, onun teayyün-i vücûbisi kendi makâmından yükselerek, ona uyduğu için, hakîkat-i Muhammedî'nin makâmına gelir. O'nun dînini kuvvetlendirir.
Teayyün-i Vücûdî
Varlıkta meydana gelme, hâsıl olma.
Teayyün-i ilmî, teayyün-i vücûdîden evveldir ve onun husûsiyetlerinden bir husûsiyettir.
Kaynak: Dînî Terimler · 1 dk okuma
Bölüm: Dînî Terimler