Hayr
İyilik. Dînin ve aklın beğendiği, güzel ve faydalı gördüğü şey.
Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki:
Kim zerre miktârı bir hayır işlerse, onun mükâfâtını (karşılığını) görecek. Kim de zerre miktârı şer (bir kötülük) işlerse, onun cezâsını görecektir.
Hayra yol gösteren (sebeb olan), o hayrı yapan gibidir.
Müslüman hayırlı olur. Hased (başkasını çekememezlik) edince hayr kalmaz.
Yumuşak davranmayan hayr yapmamış olur.
En hayırlınız, Kur'ân-ı kerîmi öğrenip öğreteninizdir.
Ya hayr söyle, ya sükût et (sus).
İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır.
Müslümanların hayırlısı müslümanların elinden ve dilinden emin olduğu (zarar görmediği) kimsedir.
Malı, mevkîi (makâmı) hayır için istiyen ve hayır işlerinde kullanan; râhata, huzûra kavuşmuştur. Mal-mevkî gâye olmamalı, hayra vâsıta olmalıdır.
Hayr-ül-Beşer
İnsanların en hayırlısı, her bakımdan en iyisi mânâsına. Peygamber efendimizin lakablarından biri.
Hayr-ül-beşerin ağlaması da, gülmesi gibi hafîf idi. Kahkaha ile gülmediği gibi, yüksek sesle de ağlamazdı, amma mübârek gözlerinden yaş akar, mübârek göğsünün sesi işitilirdi. Ümmetinin günâhlarını düşünüp ağlardı. (Ahmed Kastalânî) Ol gece kim doğdu ol hayr-ül-beşer, Ânesi anda neler gördü neler. Dedi gördüm ol Habîbin ânesi, Bir aceb nûr kim, güneş pervânesi.
Hayr-ül-Enâm
Mahlûkâtın, yaratılmışların en hayırlısı, iyisi mânâsına Peygamber efendimizin lakablarından. Âmine eydür çü vakt oldu tamâm, Kim vücûda gele ol hayr-ül enâm.
Kaynak: Dînî Terimler · 1 dk okuma
Bölüm: Dînî Terimler